EVRENSEL BOYUT

Zihniyle sema etmeyen, gönlüyle evreni görmeyen, sevgiyle ömrünü sarmayan; yaşıyor mu saysın kendini, kaybolmuş mu; kendi kadar küçük dünya içinde..

9/1/2009

Mevsimler boyadım tuvaller üstüne ömrün,
Ekin tarlaları,gün batımları,lale bahçeleri..
Bazı da geceler..Parlement mavi,
gümüş yıldızlı gökler..
Ressamın resimlerini sergisi gibi galeride,
Düşlerime benzeyen gerçekleri sergiledim gönlümde..
Ressam neden resim yaparsa,
Hayat da o sebepten yaşanmalı gibi sanki
Rengarenk kareler düştü de geçmişe,
Ne ben bildim çizileni,
Ne çizilen akibiyetini..

Spontane

30/12/2008

Acısız şiir de, hayat da yavan
Erişilmez tutkulardır insanı var kılan
Bedenim toprağa sırt verdiği zaman
Ruhum kucaklayacak evreni
Cana yoldaş olan..


17/12/2008

sadece susayım..düşünerek susayım..bazen düşünmemeyi düşüneyim dinlenmek için..sadece güzel addedilen herşeyi düşüneyim..belki yaşayamasam da güzellikler içinde,düşünürken yaşadığımı duyumsarım nasılsa..hiç işim olmasın,hiç sorumluluğum da olmasın, benden beklenilen hiçbişey olmasın..o durumda ben de kimseden hiçbirşey beklemem zaten..dolayısıyla ne ben gölge olayım kimseye, ne de gölge olsun istemem kimse..bukadar az beklenti içindeyken aslında,ne de çok beklentim var hayata..vaziyet ki düğüm düğüm karmaşa, vaziyet ki nereye varılmak istendiği belirsiz,anlamsız bir koşuşturmaca..hayata gelmiş olmanın sorgusuzluğu içinde bu kadar sorgu..özüme ters olanı bir iltihap gibi kusuyor varlığım,kendimi bildim bileli..Kuşbakışı yaşam olgusu..işte bu kadar saçmalık farkındalığı..herşey ne kadar da saçma tam da şimdi..Tanrı seslenip elini uzatsa sanki bir çocuk gibi koşa koşa yapışıcam eline ve götür beni sadece seninle kalmak istiyorum dicem..böyle hissediyorum genelde..sonsuzluğun huzuru bu..geri dönüşün veya bir gidişin yok..sadece artık hep orada kalacağını bilmek..hatta bazen bilincim bile olmayabilir..huzurlu bir sessizlik boyutu..hani çok güvendiğin birine sarılırken hissettiklerin gibi..soft bir uyku..hiç uyanmak istemiyosun..bulutların üzerinde kıvrılıyosun..Seçme şansımız olsaydı seçeneklerimizi,kendime çok tatlı bir küçük dünya kurabilirdim..tıpkı küçük prensinki gibi sevimli bir gezegenim olsaydı, isteyince dünyaya da ziyarete gidebilirdim..hayat ve insan keşke zihin kontrolünde yönlenebilseydi..hep söylenirim ya keşke beden diye bir kısıtımız olmasaydı..bir yerlere demir atmışlık durumumuz olmasaydı doğarken..neyse benim isteklerim de bitmez şu durumda isteksizliğim de şu hayata..en iyisimi bari tekelimde olabilen,yapabildiğim en güzel şeyi yaparak mutlu olma çabasına devam..düşünebilmek ve derinliğince susmak...

17/12/2008

Zamanın girdabında hissisleşen ruhumu
Prangalandığı yerden söküp
Rüzgarın yelesine sarmalasam..
Bırakıp tüm sığ varoluşları geride..
Öyle ki yalnızlığım bile muzdarip,
Kılıçsız kına benzemiş beden..
Yalınkat varlığımla evren
Yoksunluğunun huzurunda
Kalabalık fazlalıkların...

asi esinti

17/12/2008

bedenin yerçekimine boyun eğmeye başladığı zaman,gençliğinin
ne denli vazgeçilmez bir servet olduğunu yavaş yavaş idrak etmeye
başlayınca beynin..yaşlanmaktan hiç korkmadığın kadar korkmaya
başlayınca..
 hayal ediyorum da ömrünün sona ermesini umarak yaşamak..
insanın kendinden kaybetmeye başlaması,özgüveninden ayrılmak,
iradesizleşmek kimi zaman,salıvermek ipleri..
hayat ne ifade ediyor?sadece yaşamaya çalışarak ayakta kalmayı mı,
dünyayı cennete çevirmeye çalışarak gerekirse ölmek mi bu uğurda?
neden hep yularlarımızla yaşıyoruz ki?boyunduruk takmayı neden
kabul ederiz?sadece insanlar da değil, olmazlarla tıkarız yollarımızı;
üstelik daha hiç zorlamadan bazen..
yalnızlığımı seviyorum oysa, severdim de..ama düzene riayet edilir gün
gelir..yeni yalnızlar doğurmak için..işte bu yüzden..bir yalnızım
olursa bir gün;ona yalnızlığın en cesurunu ben öğreteceğim!..

BAŞLIKSIZ YAZINTI

7/11/2006

Hayatın sınırlarını zorluyorum yaşama doyabilmek için..Aslında doyulmaz biliyorum,hem zaten doyulsaydı tadı da olmazdı bunu da biliyorum..Ömrüme serilen evren sahip olduğum bir mekan değil..sahip olmak da istemezdim ayrıca..Ben bir seyyahım;kelebek gibi konarım yaşamın uçarken rastladığım dallarına..Bazen o an için var olduğum konumdan koparım; sadece bedenim demir atmış bir gemi gibi görünür kalır hayata..seslenseler duymam bazen, ruhum beden ikametgahımı reddederse o an; izdüşümüm otomatiğe bağlanır modda kopyalanmıştır sanki benden var olan 2.bir kimlik gibi zaruriyetlere cevap vermek zorunda olan..Çoğu zaman etrafımdaki insanları önemsemem;görmek istediğim insanlar hariçlerini..Belki deli bir yüreğim,dizginliyorum kendimi sadece kendim istediğim için..Yalnızım;yalnız mıyım?yalnızım evet,insanların tümü yalnız..üstelik insanların hiçbiri de yalnız değil..bu sorguyu kime yöneltsem tuhafsanırım,farklı bir boyut oysa..düşle gerçek gibi ayırt edilemeyen..varoluşumuz;saltvaroluşumuz..yalnızlık; kendiliğindir,birdir,tekildir,değişmeyendir,sensindir işte..başka bir yaratı sen olabilir mi.. hani denir hep;o kadar yakınız ki sanki ben oldu..evet doğru,olabilir, olabiliyo..;ama bu maalesef sadece hissediş..oysa isterdim ki gerçekten, bütünen kendimle taşıyabileyim ben kadar ben olabileni..ölene kadar;yani bedenim bu diyarı terk edene kadar paylaşabileyim kendimi onunla ve yaşamla..sonra zaten gerçeğe işte;ruha,yani yalnızlığa döner varoluşumuz sadece..sonsuzluğa..kabuğundan sıyrılır,tamamen kendine ve O’na,yani aslen ait olduğuna dönersin..Hayat bakış açınla oluşturduğun bir resim;sen de içine kendini ya çizersin, ya da çizmez,yani yaşamaz,yaşatılırsın başkalarınca..ya izlemeyi seçersin, ya bizzat yaşamayı yani..başka bir açıyla da; ya kendi resmini kendin oluşturursun, ya da senin yerine başkalarının oluşturduğu resme dahil olursun..resim biter bir gün,ve bakarsın; işte benim eserim diyebiliyosan hakiki bir ressamsındır ki takdir edersin kendini,veya takdir de edilirsin keza..ama başkalarının kalemlerine teslim olmuşsan; kendini boşuna ressam zannetme yanılırsın,zira olmak farklıdır,zannetmek farklı..

AŞKIM EVREN

7/11/2006

Yaşamımın son günüymüşçesine duyumsamak istiyorum evreni..doğal olan-benim olan-ben olan; kendi gibi varolmayı başaran herşeyi..ihtişamlı ağaçları, dallarında seken sincapları, cıvıltıları yaşam sevinci sesi veren kuşları, toprağın mis kokusunu, rüzgarın yalnızlığıma ruhdaş dostluğunu, güneşin umut yakısını, gökyüzünün enginliğini, yıldızların cümbüşünü, ayın hüzünlerimi demleyen ışığını, kıyısında ruhumu uçsuz bucaksızlığına saldığım, kokusuna müptela olduğum deli dalgalı denizleri, eteklerinde yeşil çimen bitiren dağların kucağını, yolları..;nereye götürdüğünün önemi olmayan, başlıbaşına hayata vuslat-hasret dokulu yolları..ve seni insanoğlu; insan kalabilen insanoğlu..doğa kadar mert, sular kadar duru coşkun, evrenin izdüşümü ruhuna nakşolmuş olduğu halde evren gibi ruhunu da koruyamayan cinslerinden apayrı öz be öz kardeşim olan insanoğlu..toplasam hepinizi yüreğimin en derinine ki ben’in benine; cennete denk olmaz mıydı acep gönlüm diyarı?

Bir hayatı bir beden-ruh-zihin paylaşabilmek biriyle..birlikte düşler kurgulayabilmek ve gerçekmişçesine dalabilmek hayallerine..birlikte evreni  yüzüne güldüren gülücükler saçmak hayata, umudun yelesinden tutup yol almak yarınlarına öyle hür, öyle sınırsızca..gözlerinden gözlerine mutluluk duyumsatan huzur cümleleri nakletmek sessiz ama derin, başkasınca anlaşılmaz ama sözcüklerden çok daha anlamlı..Değerle(n)mek; düşüncelere, varoluşa, karaktere, duruşa, olduğuncalığı yansıtışa her şekilde..birlikte çocuk olabilmek;yargılamamak,yargılanmamak..anlaşabilmek;ard niyetsiz,ön yargısız,sorgusuz..birlikte eğlenebilmek çılgınca;çılgınca eylemler gerçekleyebilmek;muzipçe ama masumca;incitmeden,incinmeden..hayatı ağdalı bir dram gibi değil,her saniyesi paha biçilemez değerli bir hazine gibi  ömürleyebilmek ruhunca;birlikte, insan gibi..yaradılışına bahşedilen duru öz gibi olabildiğince doğal,olabildiğince insani..özenlemek; sahip olduklarını,emeğinin her zerresini evrenin..ve dokunmak; her mm2 sine sevdiğinin;bir an sonrasına çıkmayan umutsuzluğa inat sevgiyle-aşkla-değerle dokunabilmek sevdiğine..

ŞİİRLERİM

6/11/2006

Tasviri ortada bir karaya tutsağım şimdi

Kalabalıklar yam yam dansı yaparken

kurtulmaya çırpınan bir yabancı gibi ırak olan

düşlerden gerçeğe..

kendimin aynasından bakıyorum da bugüne;

bir oyun sahnede içimde ki tarifsizim zamana..

yalnız bir prenses gibi savunurken benliğimi yavanlıktan;

ya kaybolmuşum bu evren içinde

ya kaybetmişim evreni

insiyatifimde..


Karganın penguen versiyonuydu ala kabak;

Geçmişten esinti taze bir bahar sabahını koklarken ruhum

Muzur bir gülümsemeyle imgelenerek konan dudağıma..

Zaman bir sel gibi sürükleyip bırakırken benliği bugüne dek

Bir Latin şarkısıydı tadım şuan kulağımda çalan..

Aşkı buram buram koklarken bir zamanlar

Tenimi okşayarak geçen meltemin güneşle ahengiydi umut

Bir kızdı dupduru..;

İlk adımlarını yalpalayarak atmaya başlarken oysa

dans etmeye kalkıp ayağına basan partnerinin..


Yüzüyorum akıntısına zamanın;

Yüreğim öyle hafif..

Umutlar yunus,yunuslar evrenken serüvenine ömrümün;

Şiirlere verdim misyonunu

Düşlerin seyir defterinin..


Yokluğum buz gibi sen yokken içimde

Düşlerim pembeyse de panjurları yok ki;

Yüreğimizi imgeleyen yuvamız diye..

 

Yalnız danslar figürlüyorum seyircisiz

En güzel şarkılarım kendime söyleniyor da

Sen yoksun..


Evreni resmetmektir  şiir,

Şiir gibi yaşamanın izidir kalemken yürek..

Aşk diye bir hissiyattır seçimim yol diye yaşama;

Aşk; tutku..

Aşk; bal..

Yağ diye sürdüğüm ben’ken..;

Yanağımda kocaman bir gülümsemeyle,

Keyifle yemektir mutluluk;

Ömrüm dilimli umut kokan ekmeği..


Gerçeklere gizdim düşleri,

Düşlere gömdüm gerçekleri..

Zamana salladığım umutlardı oltamda

bumerang gibi içime dönen,

Oltam ben,keşifler balık..

Sevdim sananlar sanmayı seçseler de yanılgılara yenik;

Ben yine de aramaya koştum severek..


Bir gülümsemeyle boğmak isterdim;

kederlerin en derinini yaşamın..

hüzünse demlenmeli keyifle..şarap gibi;

asil bir yüreğe yaraşık..

hayat..yarına koşan bir kısrak kadar hırçınken;

yüreğim..yularlamaya hırs tutmuş yaşamı

inadına..;

son kanına değin ömrümün..


Yürüdüm,yürürüm tek yürek yaşama

yollar içinde yollar açarak..

zihnimde bir düş izi ki

peşine takılmışım;

nereye götürür bilemem..

insanlar sevdim;

bedenlerinde ruh yok..

bir adam sevdim;

ruhunda beden..

soyundum kendime;

çırılçıplak soyundum..

bir deniz ki dibi yok,

bir dağ ki zirvesi..

eksik bir yarımın var dedi benliğim;

yüreğim çağırır gel diye..

seslenirim sesim yok,

üşürüm de

ısıtanım..

yine de..

yine de tadarım her zerreyi;

her anı özümce lezzetle..

yine de koşarım yarına;

gözlerimdeki inada riayetle..

ve bir gün;

bir gün tamamlandı yarımın derse yarın;

işte o gün;

kömür karası bir kısrak imgelenir ruhuma;

elmas keskini bir mızrak zamana..

açılır düşler gerçeğe binbir renkle;

kesişir;beden,ruh,zihin;

varoluşa bütünlükle..


Sana beni pembelere boya diyemem;

düşlerime balıklama dalan adam..

nasıl bir resim görmek istediyse ruhun ben diye

sorgusuzca onu karaladın zaten yüreğine..

Oysa..

kaç gözyaşımdan hüznüme dokundu ki yüreğin

kaç kahkahamda hayat buldu gözlerin..

Sana beni tanı bile demeyeceğim artık;

varlığının kokusundan çekildiğim adam..

nasıl yazmışsam kendiliğimi bu yaşıma

varsın olduğunca onu sezsin benliğin

zaten oyunların kmlerce ötesinde

aşmışım yaralarımın sızısını yüreğimde..

kabulünse böylece gözlerimin karası

ve ruhuna işlemişse biraz yüreğimin mayası

sadece gel demek isterim sana

hayalet bir dansa değil

yaşamın dokuduğu her şeye

olduğu gibi dokunmak için seninle..


Aşkın mayası tutkunun yakısıdır sevdiğim

Vuslatın keyfine gebedir şimdi senle hasret dediğim

Büyümüşüm..yüreğim taşımaz ikircikli sevdaların keşmekeşliğini

Üzülmüşüm ezelden..kanıksamak istemez ruhum yitirirse senliğimi

Gerçekle düşün raksıdır ya hayat ömür içi bir nevi;

 umuda bakan yüzüdür insanoğlunun;Aşk ki

Günebakan misali..


Çağlayan nehirler gibi

Sessiz ve derin bir çığlıktır ruhumun haykırımları evrene..

Sesimin kelimelerle dansına aşıkken susarken,

Konuşurken de sessizliğe hasret çeker bu yürek!..


Bir yazarın kırılgan ruhu

Gerçekte dokunamadıklarına

Erişen yüreğiyle..

Teli gibi bir enstrumanın

ince ince nameler kalem

yaşamın tınılarını

kağıt denen boşluğa..

ve batar çıkar yazar

yaşam denen denizin

macera dolu çalkantılarıyla

deli dolu

gel gitli hoşluğuna..


Şöyle deli aşık bir sevda düşledim hep

Ruhum kadar derin

Ruhum kadar ahenkli..

Yağmur altı umursamaz bir dans gibi

Engin bir dağa inatla tırmanır gibi

Ve bakar gibi denizin ufkuna

Öyle yürekli ..

Öyle özgür..

Ve evren kadar sereserpe..


Aşkın puslu buğusuna yabancı şimdi yürek

Kelimelerim kan bile ağlamaz ıssızlıktan

Bir derin ah çeksem muatabı yok

Ah keşke yanımda olsaydı … desem

Keşkesi yok ki dünlerimin

Ne mutlu yalnızlık desem değil

Umutlarım zulada yavansamasalar yarını

Yalnızlık zor şey desem o da yalan

Çok şükür acımdan ölmüyorum da

Çikolata tadını aş erer gibi

hani bir kahve kokusu mest eder gibi burnumu

Aşkın ruhumdaki acımtrak keyfini canı çeker şimdi

Yüreğimin damağı..

Tutkusunu umuda ekilen hasretin

Vuslatla hasatlamak varken güne

Erken düş bozumu mu hakettiği şimdinin

Yalan tohumlar mıydı sözler yoksa

Biriken evham mı şimdi biçtiğim


Yüreğim uçuk tutmuş bugün

Sızılar dışavurum acıları

Hüzünlü hayat şarkıları girer kanıma

Anlamlandıramazken yaşamın sığlıklarını..


Bilirim..

Bir gün ağlar ruhum

Sıradan sevişlere mahkum olursa bu sevda..

Bilirim..

alıp başını gider bu yürek

kaybederse sırrını

el değilmemiş masumiyet

Bilirim..

Keskin bu ruh

Dinlemez kimseyi

Kan revan

Pare pare’ye değin yüreğin

Sivrilir silahı

Tüm sığlıklara

Gözlerinden fışkıran isyanla..

İşte öyle inat

Bilirim!..


İç sesimin yankıları

düştü yürekten geceye

yıldızlara yansıdı geceden

düştü geceden yüreğe..


 

Bir türkünün yanık yarası şimdi

Yüreğimde sızılayınca sezdim;

Hasret küf olmuş da içimde

ruhumda tüter olmuş..


 

Kayıp bir kayığım

Evren ve ben

İki sevgili

Tenime değen güneş dostumdur

Çalkalanan deniz yatağım

Issız bir adayım

Ruhum deli mavi

Danseden rüzgar yarenim

Yeşiller umudum

Yüreğim iyot kokulu..


Yarına beş kala bir an sonraya

Seviye düş kala bir asıra esir umutlarım

Yıldızlar gözüme ilişik

Körüm!..

Yüreğim evrene genişik

Kayıp!..

Ruhum seyyahlara güler

Susak!..

Nerdeyim ben

Yaşam mı virane şimdi

Gönlüm mü

Kurak!..?


Bir türküyle türkü oldunuz mu hiç

sessizliğinizi dinlediniz mi kabuğunuz susarken..

içerinizde köpüren fırtınaların dalgalarına

korkusuzca yelken açtı mı

pare pare dağılan yüreğiniz

 

siz hiç yaşadınız mı sahi

yaşanmamış düşlerinizin diyarında

sahi değil izafi

izafi değil

sahiden sahi..


Pusulasız ve korkusuz

hedefsiz ve vakitsiz

günahlı ama günahsız

meçhule kürek ömrümün

yoluna giderim!..

yoluma giderim!..;

varmak için değil

varmadan yol almak

yoluma varmak için

yollar içinde yollar alarak

yoluma yol!..

ereksiz ve sonuçsuz

hanlı ama hansız

sonlu ama sonsuz

yoluma yol alır

yolsuzluğumun yolları..

deniz feneri sezgilerim

her anım içinde

ben bir kalem gibi

hiç bilmediğim yazılar yazıyor

ömür sayfa sayılı defterime..

çala kalem bir oluş gibi

ben de sizler gibi

seyrediyorum

evrene dökülen ben’lerimin ben’lerini..


Ben gidince sevdiğim

Bulutlara yaz adımı

Geçer yollardan özlemim

Yollara sal acını..


Bir nehirim ki akan başı buyruk

Okyanusa varmaz kolum..              

Yaşarım da benim için her şey

Bir evrene hiçbir şey bazen

Bazen evrenle her şey

Bizim için hiçbir şey

Ki her şey olan..


Bir ağaç altında yüzünü okşayan rüzgara

Selam verircesine dalgalanıyorsa saçların

Ne aşk gerektir şimdi sana ne de hüzün..

Keyifli bir müziği sen bestelemişçesine

sahiplenerek dinleyebiliyorsa ruhun

Ne yarın gerek şimdi sana ne de dün..

Hayransan varoluşunun detaylarına

Ve sebepsiz bir huzura teslimse yüreğin

Sebebin sensin!..

Zaten gerçek mutluluk

Kendine barıştığın anların yekünü

Sır sensin,sır şu muhteşem evrenin;

Sendeki izdüşümü..            

Öyleyse kucakla umudu

Dolu dolu!..                    

Kabına sığmasın yaşam

Zaten sığarsa

Ruhunla dertleşmen gerektir

Ya yüreğin paslanmıştır

Ya gözleri ruhunun!..


Hadi gel zaman üstü seyahat edelim elele

Gözlerimizden umut fışkırsın;beraber bir inat yapalım hayata

Ama barışıkça,muzip bir gülüşçe,alaylıca bir inat düne dair..

Hiç sıkılmam benden,hiç sıkılmam senden;hele ki hayattan..

Hazırlan evreni keşve açalım bizi;

Açılalım,açılalım..ta ki gerçeklik sahil kadar ırak,

Acılar kıyı kadar sığ ve ufacık kalana dek..

Sanat yazarım ruhumla tek bir melodi tınısında

Sen de yazarsın bilirim bir kelimeden romanlara denk..

Öyleyse gel;

Sığmayalım şiirlere..

Gel dar gelelim evrene..

Olmazlar tuzla buz olsun sadece seyreyle..

Ama şartım var;

Gözüm kadar kara olsun adımların,

Düşlerim kadar cesaretli..

Gel diyorum;

Bir yarın yaratalım beraber;bir düş; gerçek kadar..

Dedim ya ben varım;

İşte o kadar hülyayım,

İşte o kadar Leyla hayata..

Sen de mecnunum olma istemem;

Hayata mecnun bir Leyla,hayata Leyla bir Mecnun;

Hadi gel;

Biz olalım işte;bizden de öte..

Konuşturma beni artık uçarken,şiirlere alaylanıyorum bu halle;

Kullanıyorum onları; içimde binlercesine kifayet

Söylesene nedir terk edilemeyen?

Bir sen senle,bir ben benle,bir de O yalnız

Gerisi hikaye boşversene;gerisi sadece hikaye..

Söyle nedir aslolan,söyle sen kimsin?

Çöz de gel,unut da gel,umutla da gel kendini,hatta yeniden yaz da gel;

Gel işte;aklın yıldızlara sığmaz,aklım zindanlara..

Düşlerine bürün de gel yenilerini özleyene dek;

Ama sil de gel geçmişini,

Yaşadıklarını ardına al da gel..

Bulamazsın,tutamazsın seni ben gibi,beni sen gibi,bizi biz gibi

Kandırma kendini;

Kandırmıyorum kendimi ben de..;şiir yazmak değil derdim,;

Şiir gibi yaşamak-yaşatmak-yaşatılmak..

Anla beni,anla kendini..;

Bul da gel,ya da bulma da arayarak gel,

Arayaduralım bulurken de,buluverelim ararken de..

Gel işte;

Söyletme beni;

Beraber söyleyelim hayatı..

Sesim güzel,duydum sesin güzel;

Şiirlerden de şiir,şarkılardan da şarkı,hayattan da hayat..;

Ben varım kendime kefil,sen de kefilin ol da GEL..


Şimdi yanımda olsan kelimelerle uğraşmak zorunda kalmazdım;

Şiirlerle avunmazdım gözlerin ruhumu zaten şiirlerken..

Şu çalan şarkının tınısı;

Sensiz olmaz derken içimi böylesine yakmazdı belki..

Denizin dalgalarca dansı bedenimize yansırdı da belki biz de dans ederdik,

Belki de bedenlerimize gerek bile kalmazdı kim bilir..

Bulut gibi pembe bir andayım şimdi;

Yazmak bile istemiyorum aslında;ellerim istemsizce bir şeyler karalıyor kendince..

Oysa şimdi yanımda olsan;

Hiçbir şeye riayet etmezdim bu bendeki benle..

Sadece okşardım yüreğini,

Doymayasıncaya içime çekerdim kokunu;kokuma karışık..

Kimsin bilmem ki oysa;

Kimim bilmem ki şimdi..

Şimdi yanımda olsan;

Evrenin simulasyonunu yapsak Aşk diye;

Çamura bulanmış gibi umarsızca

Leş gibi aşk koksak; bizce mis olan..

Şimdi yanımda olsan;

Umutlarımı yıldızlarca imgeleyip;

Mahmuzlarmışçasına yüreğini dağlasam kan revan..

Şimdi yanımda olsan;

Aşkım diyebilsem sana

Veya dedirtebilsen işte;

O kadar sen olabilsen ben’ce..

Derinlerimin dibinde,enginlerimin doruğunda;

Kendime öylesine aşıkken şuan;

Şimdi yanımda olsan;

Sadece sen ,sadece ben..

Sadece düş olsa bu an gerçekliğe inat..

Tüm objeler silik gözümde

Ne ben varım bedence

Ne bir zaman sonrası;gelecek diye..

Yalnızca sen,yalnızca ben..

Ve yargısızca uçuşan düşler..

Şimdi yanımda olsan;

Bu şiir;şiir mi bilmem ama;

Kifayetsiz kalırdı kayıtsızca bizi demlerken susarak;susamışçasına..

 

ZAMAN

5/11/2006

Zaman,yaşadıklarınla ve kim olduğunla niteli bir olgudur; öyle saat,hafta,ay,yılla sınırlanabilecek bir kavram değildir yani,birim zamana ne kadar kendinden yaşam sığdırabildiğin,zihnini ve ruhunu ne oranda yoğunlaştırabilerek yaşama kendinden bişeyler şekillendirebildiğindir!..Zaman, ruh saatinin göstergesidir;akrebi ve yelkovanı varoluşunun ahengi hareketlendirir;kendinden tatminsizken geri geri,hayranınken de ileri yaşarsın!..